Uyku eğitimi konusunda yazmayı düşünmüyordum aslında. Bu (ve benzeri) konularda bir çok “deneyimli” anne/blogger bir çok kereler yazmıştır, çizmiştir diye varsaydığım için.

Erden’in birinci yaşına yaklaştığı bu günlerde ben de kafamda geçmişi çevirip dururken bu konuda neler yaşadığımızı paylaşmanın faydalı olacağını düşündüm.

Öncelikle temel varsayımlar:

  1. Amacım tekil bir deneyimden tüme varmak değil. Her bebek farklı, her bebek ile ebeveyn ilişkisi özel.
  2. Çevremde “uyku eğitimi” konusunda tereddüt yaşayan, (bunun için danışmanlık alan ve/veya adım atmayan) en az 3-4 arkadaşım var, en azından biz ne yaşadık, paylaşmak iyi olur diye düşündüm.
  3. Bu konuda okuduklarımız ile uygulayabildiklerimiz arasındaki farkları da paylaşmak süreç hakkında bir fikir verebilir.
  4. Belki burada okudukları bir başka anne-babaya cesaret verir ya da yalnız olmadıklarını hissettirir.

Bu arada uyku eğitimi safhasına nasıl gelmiştik (previously on BabaOlmakDemek)…

  • Erden’in ilk 3 ayı gece sürekli bölünen uykularla geçmişti,
  • 2. ayın hemen başında odaları ayırmıştık,
  • Uyku eğitiminin methini çok duymuş ama (4. aya kadar) bir türlü cesaret edememiştik,
  • Bir gün, lise arkadaşımın “biz uyguladık, ilk başlarda zorlandık ama çok çok faydasını gördük” diyerek bizi yüreklendirmesi sonucu denemeye karar vermiştik.

Ne Yaptık? (Aşağıda daha çok ilkesel konular var, uyku rutini konusunda ne yaptığımızı burada anlatmaya çalışmıştım)

  • Kararlı olmak. Öncelikle Büşra’yla “kararlı olmak” konusunda anlaştık. Uyku eğitiminin en temel adımı ebeveyn kararlılığı. Çünkü bebek “ağlıyor” ve “ağlayacak”, bunu baştan kabul etmek lazım. Bu konuda mutabakat yoksa başlamamak en iyisi.
  • Konu hakkında okumak. Bu kısmını daha çok Büşra yaptı, ben onun önerileri üzerine okumalar yaptım. Bu noktada zamanla, her okuduğumuzu birebir uygulamamak konusunda Erden bize gereken dersi verdi.
  • Rutinler oluşturmak. Ne olursa olsun, belirli rutinler oluşturup sürdürülebilir bir şekilde uyguladık (akşam 19:30 banyo, 20:00 yatak, yatarken “gece müziği”, gündüzleri “gündüz müziği”)
  • Erden’i dinlemek. Zaman zaman Erden bize küçük dersler verdi. Daha önce de bahsettim, mesela yaz tatili sırasında özellikle geceleri uyku düzeni dışına çıkmak istedi. Haklıydı, çünkü tatilde bizler de uyku düzenimizi bozabiliyoruz. Bir arkadaşım “e tabii o da Çeşme gecelerine uygun davranıyor” demişti, arkadaşım da haklıydı!
  • Zaman tutmak. Bu zaman meselesi ilk maddeyle de ilişkili. “Bebek ağlıyor” ama ne kadar “ağlıyor”. Zaman tutmak (bazen) iyi geliyor, çünkü er ya da geç ağlama süresi git gide azalıyor. Ayrıca (eğer başka bir sıkıntı yoksa) bazen size saatlerce sürmüş gibi gelen ağlama seansının aslında 10-15 dakika sürdüğünü farketmek değişik bir deneyim. (Yanlış hatırlamıyorsam en fazla 1.5-2 saatlik bir uyku direnciyle karşılaşmıştık, onda da 2 saat boyunca sürekli ağlamamıştı.)
  • Büyükleri devre dışı bırakmak. Bebek ağlatarak uyku eğitimi vermek çok sevimli bir şey değil, kabul ediyorum. Anne-baba arasındaki mutabakatı çatırdatabilecek en büyük etken aile büyüklerinin mahalle baskısı. Çok açık olarak onlarla konuşmak, uygulamaya çalıştığınız eğitimin bir temeli olduğunu onlara anlatmak işe yarayabilir (yaramayabilir de!). Biz bunu kısmen başarabilen şanslı anne-babalardan olduk.
  • Ne yaptığımızı sorgulamak. Bazen, uyguladığımız uyku eğitimi yönteminin işe yaramadığını düşündüğümüz, kendimi çaresiz hissettiğimiz zamanlar oldu. Doğru mu yapıyoruz, bu işi beceremiyor muyuz vs. Yıpratıcı sorgulamalar… Birinci maddeye dönmek için kendimizi zorladık, zorlandık.

Sonuç?

Hâlâ bebek ve NAZAR konusunda buraya bir şeyler yaz(a)madığım için sonuç kısmında neden ketum davranmaya çalıştığımı tam olarak açıklayamıyorum. (NAZAR’a inandığımdan falan değil, sadece bir tür “garip-adlandıramadığım-yarı gerçek/yarı safsata durum” nedeniyle ben de pes ettim bu konuda.) Şimdilik, uyku düzeninin Erden’in hayatında önemli bir sorun yaratmadığını söylemekle yetineyim (ve şu meşhur NAZAR konusunu bir sonraki yazı için gündeme getirmeyi ciddi olarak düşünmeye başlayayım.)

Salıncakta uyuyan Erden

Salıncakta uyuyan Erden