Erden doğduğundan beri, belki de daha öncesindendir, bu konu kafamı meşgul ediyor. Çocuğunuzun fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak ne kadar anlamlı ya da neden paylaşıyoruz?

Öncelikle sorunun cevabı bende yok. Her ebeveynin kişisel kararı (bebeğin değil tabii), sonuçlarından kendileri sorumlu, bu nedenle ben düşüncelerimi bırakıp gideyim.

Bloga başladığımda, Erden’in herhangi bir fotoğrafını buraya koymamaya kararlıydım. En iyi ihtimalle yüzünün görünmediği bir kaç fotoğraftan yararlanırım diye düşünüyordum. Bir noktada, içinde hiç bebek fotoğrafı olmayan bir baba-bebek blogu olmayacağı kaygısıyla (belki de blogun tamamen kurmaca olarak algılanmaması için) bir iki fotoğraf koydum. Çocukluğumdan beri fotoğrafla aram iyi değildir, o yaşlarda çekilmeyi, şimdilerde de çekmeyi sevmiyorum (bugün de çekilmeyi sevdiğim söylenemez, kırk küsür yıldır bir tane “düzgün” aile fotoğrafımız yoktur, ya dil çıkarmışımdır ya kendimce komik bir surat yapmışımdır). Belki de bu nedenle Erden’in fotoğraflarını pek paylaşmıyorum. Yine de itiraf etmem gerekir ki bazı zamanlar paylaşmak isteğimi de törpülüyorum. Çünkü aslında cep telefonu sayesinde kendi standartlarımda sık denebilecek bir frekansta Erden’in fotoğrafını çekiyorum. Bu duruma şaşırsam da sanırım herkesin çocuğu kendine “güzel” görünüyor, bir çeşit övgü ya da gurur malzemesi oluyorlar. (Zaman zaman Erden’in eski fotoğraflarına baktığımda (4-5 aylık) aslında güzel bir bebek görmediğimin ayırdına varıp o tarihteki düşüncelerimin ne kadar aldatıcı olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorum). Bugünlerdeyse Erden’in fotolarını ofiste ya da yakın arkadaşlarıma göstermek için bahaneler yaratıyorum, resmen fırsat kolluyorum. (Yine itiraf etmem gerek, bebeklerle aram çok iyi değil (hiçbir zaman değildi), çoğunlukla aslında sadece kendi çocuğunu seven ebeveynlerden biriyim.)

Dediğim gibi, neden göstermek istiyoruz, neden paylaşıyoruz/paylaşıyorlar gerçekten kişisel nedenler bunlar fakat işin bir de farklı boyutunu da göz ardı edemiyorum. Bu blogda da zaman zaman olduğu gibi, Erden’in izni/bilgisi olmadan onunla ilgili bir çok şeyi yazıyor ve paylaşıyorum. Bu bende bir tür suçluluk duygusu da yaratıyor. Dijital dünyada bırakılan izlerin ne kadar zor silindiğini, bazen silinemediğini de çok iyi biliyorum. Bu durum suçluluk duygusunu biraz daha artırıyor.

Bu konularda düşünürken dikkatimi çeken, zamanında linkini bir kenarda tuttuğum bir sivil toplum örgütünden bahsedip bitireyim. İşin bir de bu boyutu var, o nedenle belki biraz mesaj kaygısıyla ama yine de kişisel kararlara saygı duyarak #ShareSmart #AkıllıcaPaylaş diyorum.