Ben nasıl bir bebektim?

Maalesef bu sorunun cevabını kendimiz veremiyoruz, çünkü hayatımızın ilk 2-3 yılında yaşadıklarımız, henüz dil yeteneklerimizin gelişmemiş olması ve bir çok başka nedenden dolayı hafızada yer etmiyor. Bu durumda, sorunun cevabına dair bilgilerimiz sadece ikincil kaynaklardan, çoğunlukla da anne babalardan gelenlerle sınırlı. Kendi ebeveynlik deneyimimde çevremden gördüğüm kadarıyla bu bilgi de pek güvenilir değil, çünkü ebeveyn olarak çocuğumuzla ilgili anılarımızın önemli bir kısmını “biz nasıl istersek öyle” hatırlıyoruz. (bu konuda, çevremdeki arkadaşlarıma yönelttiğim eleştirileri daha önce yazmıştım)

Erden’in birinci yaşını kutlamaya yaklaşırken, henüz kendi hafızam görece tazeyken sorunun cevabını Erden için buraya not etmek istedim.

Sevgili Erden, bebekliğinle ilgili şu anda aklıma gelenler bu şekilde:

  • İyi huylu bir bebeksin. Belki de tüm bebekler böyledir, bilmiyorum. Şu bir yılda anladım ki gerçekten bir sıkıntın olmadığı sürece sesini yükseltmiyorsun. Bu da beni oldukça “rahat” bir baba yapıyor, çünkü sıkıntın olduğunda bunu ifade edeceğini biliyorum.
  • Uyumlu bir bebeksin. Anne baba olarak, okuduklarımızı, duyduklarımızı sana hiç danışmadan denemeye kalktık. Çoğunlukla uyum sağladın, fakat bir çok durumda her okuduğumuz her duyduğumuzu harfi harfine yerine getirmemeyi bize öğrettin. Sen “bebek olmak ne demek” diye sorarken biz de senin yönlendirmenle ebeveynlik deneyimimizi gözden geçirmeye başladık. (9 aylıkken ben maraton koşacağım diye seni de peşimizden Budapeşte’ye sürükledik. Uçak yolculukları, 4 derece havada Tuna nehri gezisi, maraton günü 35. km’de babanı bekleyerek dikilmek gibi bir çok yetişkinin ayak sürüyeceği -arıza çıkaracağı- bir çok şeye şahane uyum gösterdin.)
  • (Henüz NAZAR’la ilgili yazmamış olsam da) uyku düzenimize saygı gösteren bir bebeksin. İlk 2-3 ayı saymazsak, ki aslında bu dünyaya uyum sağlamaya çalışıyordun, şimdi düşündüğümde gerçekten makul görünüyor birlikte yaşadıklarımız, bizim önerdiğimiz düzene çoğunlukla uyuyorsun. İstisnai durumlar dışında (ki bunlarda da bize aslında uyku disiplininin körü körüne uygulanmaması gerektiğini öğrettin) bu konudaki iş birliğin için sana müteşekkiriz. (Kendi aramızda böyle anlarda “çocuk, iyi çocuk ya” diyoruz.)
  • Yemek yemeyi seven bir bebeksin. Alışılmışın dışında bir yemek düzeni belirlemiş olmamıza rağmen buna uyum sağladın. Bunda annenin de büyük özverisi oldu, hakkını yemeyelim. İnek sütü alerjin nedeniyle ikiniz de aylarca ciddi bir diyet uyguladınız. Bu zorluklara karşın, karşılıklı güven sonucunda önüne konan her şeyi yiyerek yemek seçmemen, bir yılın sonunda evde pişen her şeyi iştahla yiyebiliyor olman ve en güzeli, yemek masasında ailecek bir arada sakince yemeğimizi yiyebiliyor olmak harika.

ben nasıl bir bebektim

  • Sakin bir bebeksin. Burada referansımız yine ikincil kaynaklar, çünkü başka bebekler nasıl bilmiyorum. Bu noktada belki bu özelliğinin bir kısmı benden geçmiştir, diye için için gururlanıyorum.
  • Gayretli bir bebeksin. Bu konudaki örneğim de son 2 haftadır birlikte yaptığımız koşular. Havanın kaç derece olduğuna bakmadan, sırf ben istiyorum diye sabahın köründe yola düşmemize, sahilde zaman zaman rüzgâr yiyerek de olsa 35-40 dakika koşturmamıza rağmen, koşu bittiğinde gülümsemeni koruyabiliyorsun.

Elbette yazacak şey çok ve elbette şimdilik sadece olumlu şeyleri yazdığımın farkındayım. Kim bilir belki şimdiden olumsuz anları hafızamdan çıkarmaya başlamışımdır. İlerleyen zamanlarda “Ben Nasıl Bir Bebektim?” sorusuna tekrar döneceğim sanırım.

Keşke Erden kadar olduğum zamanlarla ilgili, doğruluğundan emin olduğum anıları biriktirebilmiş olsaydım!

baba olmak demek