Baba olmak ne demek, sorusuna cevap arayışı

Başlık korkutucu duruyor, aslında durmakla da kalmıyor, bebek ve ateş büyük bir ünlemi hak ediyor! Yaklaşık bir aydır -şimdilik geçici bir süre için- yurtdışında yaşıyoruz, o nedenle buraya yeni bir yazı koyma fırsatını şimdi yakalayabildim. Yepyeni bir ülkeye gelmek, farklı bir hayat düzenine alışmak biraz zaman alsa da şimdi her şey biraz daha yerli yerine oturmuş gibi hissediyorum, o nedenle de yazma fırsatımı değerlendireyim istedim. Yepyeni bir ülkeye taşınmak hepimiz

Devamı için…

Bir süre önce burada aklıma takılan bir meseleyi yazmış, Erden’in doğumuyla birlikte, hatırlamayı başaramadığım kendi bebeklik anılarım nedeniyle, Erden’le ilgili bazı “gerçekler”i burada paylaşmaya karar vermiştim. Bir süredir başka bir şeyler aklıma takılıyor: Erden beni nasıl bir baba olarak anacak? Sorunun cevabını vermek kolay değil. Erden’in bilinçli biçimde anımsayacağı anıları henüz oluşmadı, 1-2 yıl içinde bir çok ânı biriktirmeye başlayabilecek. O andan itibaren, 20’li yaşlarında (veya 30’lu, 40’lı yaşlarında) beni

Devamı için…

Yok, yanlış okumadınız, başlık doğru ve bu bir film repliği değil. Ona sert bir tokat atmanı istiyorum! Bir dahaki sefere sana vurmasına izin vermemeni ve vurabildiğin en sert şekilde ona patlatmanı istiyorum, çünkü ben her zaman senin yanında olmayacağım.   Bunlar, 2 Temmuz pazar günü, Göztepe 60. Yıl Parkı’nda, yaklaşık 4 yaşlarında bir çocuğun annesi tarafından sinirli bir biçimde kurulan cümleler. Ben de şans eseri orada bulunduğum için mecburen kulak

Devamı için…

Çocuğunuzun fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak hakkında görüşlerimi kısaca burada yazmıştım. Bu konuda kişisel tercihlere saygı duyduğumu ve kendi ikilemimi de dile getirmiştim. Bir hafta sonra aşağıdaki haberi Büşra benle paylaştı. Konu kişisel tercihlerin de ötesinde hukuki bir meseleye dönüşmüş durumda. Bağlantılı olması nedeniyle bir ekleme yaparak buraya da not düşmek istedim. Aşağıda konuyla ilgili bir gazete haberini bulabilirsiniz: ‘Blogger’ anneye istismar suçlaması: Velayet babaya, paylaşımlara yasak geldi

Erden doğduğundan beri, belki de daha öncesindendir, bu konu kafamı meşgul ediyor. Çocuğunuzun fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak ne kadar anlamlı ya da neden paylaşıyoruz? Öncelikle sorunun cevabı bende yok. Her ebeveynin kişisel kararı (bebeğin değil tabii), sonuçlarından kendileri sorumlu, bu nedenle ben düşüncelerimi bırakıp gideyim. Bloga başladığımda, Erden’in herhangi bir fotoğrafını buraya koymamaya kararlıydım. En iyi ihtimalle yüzünün görünmediği bir kaç fotoğraftan yararlanırım diye düşünüyordum. Bir noktada, içinde hiç bebek

Devamı için…

Bu bloga başlarken niyetim, hem baba olma deneyimini yaşarken paylaşmak hem de bebekle hayat hakkında zaman içinde değişkenlik gösterebileceğini tahmin ettiğim düşüncelerimi kayıt altına almaktı. Erden hayatımıza girip bizim onun düzenine alışmamız onun da bizim düzenimize ayak uydurmaya başlamasından beri çok temek konular hariç (Erden’in uyku düzeni) tüm önceliklerimizi onun alışkanlıkları üzerine kurmamaya gayret ediyoruz. Bu biraz da ebeveyn olarak bizim rahatımız için, diğer türlü kendimi çok sıkışmış ve mutsuz hissedeceğimi biliyorum.

Devamı için…

Erden’le birlikte yapmaya çalıştığım rutinlerden biri de koşmak. Yaklaşık 13 yıldır uzun mesafe koşu yarışlarına katılıyorum. Her yıl 42.2 km maraton, 21.1 km yarı maraton mesafelerinde en az bir yarış koşuyorum. Erden’in hayatımıza girmesiyle koşu hayatım da biraz etkilendi, çareyi Erden’le birlikte koşmakta buldum. Bu yıl da Runatolia’daki 10 km’lik yarışta Erden’le birlikte koşmaya karar verdi(k)m. 10 yıl önce Adım Adım‘ın kurucuları arasında yer aldım. Amacımız ihtiyaç sahibi Sivil Toplum Kuruluşları’na koşarak

Devamı için…

Evet, sonunda o an geldi. Nazar hakkında yazmaya hazırım. Öncelikle hemen belirteyim, nazara (hiç) inanmıyorum, ama Erden’in doğumundan sonra karşılaştığım bir kaç olay yüzünden de aklım karışık, gerçekten. Her şey bir arkadaşımın (2 çocuk annesi, üniversite arkadaşım vs vs) “sakın sağda solda Erden geceleri iyi uyuyor, yemeklerini çok iyi yiyor falan diye konuşmayın, mutlaka başınıza bir iş gelir, her zaman olan şeyin tersini söyleyin” demesiyle başladı. Genellikle klişelere şüpheyle yaklaşırım

Devamı için…

Uyku eğitimi konusunda yazmayı düşünmüyordum aslında. Bu (ve benzeri) konularda bir çok “deneyimli” anne/blogger bir çok kereler yazmıştır, çizmiştir diye varsaydığım için. Erden’in birinci yaşına yaklaştığı bu günlerde ben de kafamda geçmişi çevirip dururken bu konuda neler yaşadığımızı paylaşmanın faydalı olacağını düşündüm. Öncelikle temel varsayımlar: Amacım tekil bir deneyimden tüme varmak değil. Her bebek farklı, her bebek ile ebeveyn ilişkisi özel. Çevremde “uyku eğitimi” konusunda tereddüt yaşayan, (bunun için danışmanlık alan

Devamı için…

Ben nasıl bir bebektim? Maalesef bu sorunun cevabını kendimiz veremiyoruz, çünkü hayatımızın ilk 2-3 yılında yaşadıklarımız, henüz dil yeteneklerimizin gelişmemiş olması ve bir çok başka nedenden dolayı hafızada yer etmiyor. Bu durumda, sorunun cevabına dair bilgilerimiz sadece ikincil kaynaklardan, çoğunlukla da anne babalardan gelenlerle sınırlı. Kendi ebeveynlik deneyimimde çevremden gördüğüm kadarıyla bu bilgi de pek güvenilir değil, çünkü ebeveyn olarak çocuğumuzla ilgili anılarımızın önemli bir kısmını “biz nasıl istersek öyle” hatırlıyoruz.

Devamı için…

Load More